Uzun zamandır yazı yazmıyorum, yazamıyorum. Bu nedenle benden yazı bekleyen arkadaşlarımdanda özür dilerim. Yazmamızdan hoşnut olmuyorlar, istiyorlar kiherkes gibi kendilerini devamlı yağdanlayalım. Hatta dahası başarısızlıklarına basını alet ederek şirin görünmek istiyorlar, kontrolden çıkıyorlar. Tahammül yok, öfke kontrolü yok. Memleketin halini yazmak canım hiç istemiyor, Zeugma gitti, Turizm gitti, hulasa önemli sektörlerin hepsi gitti. Nizip'te ne var, Nizip bitmiş, Nizip'in herşeyini elinden alıyorlar. Kimse ama kimse Nizip'i düşünmüyor. Nizip fuzulinin "Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge, Ne açar kimse kapımı bad-ı saba'dan gayri" dizelerindeki gibi bir kaç gönüllü bir kaç uğraşandan başka Nizip'in sahibi yok. Aklıma Mevlana'nın "Kalem eğri dilli, mürekkep kara sözlü, kağıt iki yüzlü kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem kılayım?" sözü geldi. Mücadele ediyoruz ama arzuhalimiz kime. Bunada Ruhsatinin şiiri ile cevap verelim.
Bir vakte erdi ki bizim günümüz Yiğit belli değil, mert belli değil Herkes yarasına derman arıyor Dava belli değil dert belli değil Fark eyledik ahir vaktin yettiğin Merhamet çekilip göğe gittiğin Gücü yeten, soyar gücü yettiğin Koyun belli değil, kurt belli değil...
16 Temmuz 2010 |