Burak Tıp Merkezi iç Hastalıkları Uzman’ı Dr. M. Kadir Yıldız hipertansiyon’un sinsi katil olduğunu söyledi. Dr. Yıldız konuyla ilgili şunları söyledi. Hipertansiyon, arteryel kan basıncının normal sayılan sınırların üzerine çıkması olarak tanımlanır. Bugün büyük tansiyon (sistolik) için kan basıncının 140 mmHg, küçük tansiyon (diastolik) için kan basıncı 90 mmHg’nin üzerinde bulunması hipertansiyon olarak tanımlanır. Beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçiminin değişmesi nedeniyle hipertansiyon hastalarının sayısı hızla artmakta, Türkiye’de de bu artışın son 15 yılda ikiye katlandığı bilinmektedir. HİPERTANSİYONUN NEDENLERİ: Hipertansiyonlu hastaların yaklaşık %95’inde herhangi bir neden bulunmaz, bu gruba esansiyel (primer), günlük kullanım dilinde sinirsel (asabi) hipertansiyon denilir. Bu gruptaki hastalar genellikle orta yaşlı, kilolu, sınırlı fiziksel aktiviteye sahip, fazla tuz tüketen, fazlaca alkol alan, sigara içen kimselerdir. Genetik yatkınlığın, menopozun ve stresin de hastalığın açığa çıkmasını kolaylaştırdığı biliniyor. %5’in altındaki grup hastalarda hipertansiyonu başlatan bir neden söz konusudur. Sekonder (ikincil) hipertansiyon denilen bu grupta yüksek tansiyon, böbrek ve böbreküstü hastalıklarından, hormonal hastalıklardan, doğum kontrol hapı kullanımından kaynaklanabilir. HİPERTANSİYONUN BELİRTİLERİ NEDİR? Hipertansiyon çoğunlukla ciddi yakınmalara yol açmayabileceğinden yıllarca farkedilmeyebilir. Genellikle doktora başvurma şikayetleri; baş ağrısı, ense ağrısı, kafada sıcaklık hissi, yüzde kızarma, ateş basması, göğüste basınç hissi , derin nefes alma ihtiyacı , çarpıntı hissi, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, konsantrasyon bozukluğudur. HİPERTANSİYONUN SONUÇLARI: Hipertansiyon, damar sertliği (arteroskleroz) gelişmesi için uygun ortam hazırlar. Eğer hipertansiyonla birlikte şeker hastalığı, kan yağlarında yükseklik de varsa bu süreç daha da hızlanır. Hipertansiyon eğer kontrol altına alınmazsa kalp damar hastalıklarına, inmeye, böbrek yetmezliği, ani ölüm gibi tablolara yol açabilir. Hipertansiyon tamamen ortadan kaldırılamaz, ancak kontrol altına alınabilir. Bu nedenle hipertansiyonlu bireylerin yaşam tarzını düzene sokmaları, kiloluysalar kilo vermeleri, düzenli egzersiz yapmaları, kilolu olmayan hastaların da yağ tüketimini azaltması, et veya proteinli gıdalar yerine daha fazla sebze-meyve yemeleri, önerilen ilaçları kesintisiz olarak almaları ve düzenli tansiyon kontrolü yaptırmaları gerekir. Tuzu kesmeniz veya azaltmanız, potansiyel tuz içeren gıdalardan (turşu soda, hazır çorbalar, cipsler, füme etler, ketçap…vb.) uzak durmanız gerekir. Normal bir beslenmede ortalama 15 gr civarında tuz tüketilmekte olup bunun 4-6 gr civarına düşürülmesi gerekir. Özellikle bölgemizde tuz tüketiminin fazla olduğunu biliyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde günlük tuz alımı 4 grama çekilerek beyin kanamaları yüzde 50, bu kanamaların yol açtığı ölümler yüzde 80 azaltılmıştır. Düzenli yürüyüş yapmak hem kilo vermenize yardımcı olur, hem de kalp-damar sisteminizin güçlenmesine ve kalbi besleyen yedek damarların açılmasına yardımcı olur. Hipertansiyon saptandıktan sonra yaşam tarzı değişiklikleri ve hasta için uygun ilaç tedavisinin başlanması gerekir. Tedaviye hastaya özeldir, hastanın şeker hastalığı, kalp yetmezliği veya varsa ritim problemleri de göz önüne alınarak uygun tedavi bir an önce başlanarak hasta tansiyonu kontrol altına alınıncaya kadar ayda bir, tansiyonu kontrol altına alındıktan sonra da 3-4 ayda bir doktor takiplerini aksatmamalıdır dedi.
01 Şubat 2012
Nizip Denge
Diğer
Sağlık Haberleri
Çeyrek asırlık çınarlar
Sağlık-Sen, Sağlık Çalışanlarını Hemşireler Gününde Bir Araya Getirdi