Celal Doğan; Eski Kampanyayı Nizip Cağıt'tan başlatmıştım
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Celal Doğan, referandum öncesi geldiği Gaziantep'te önemli açıklamalarda bulundu. Hiçbir partinin üyesi olmadığını belirten Celal Doğan, referandumda hayır oyu kullanacağını söyledi. Doğan, Gaziantep'te bazı işadamlarının Kenan Evren anayasasını alkışladıkları için riyakarlıkla suçladı.
"Referandum konusunda deneyimliyim"
"1982 anayasıyla parti yöneticilerinin 10 yıl, milletvekillerinin 5 yıl siyasetten yasaklandığını hatırlatan Celal Doğan, referandum konusunda deneyimli olduğunu belirtti. Celal Doğan, "O zaman ben de siyasi yasaklıydım. Antep'te benim 10 yıl yasağım vardı ve Antep'teki kampanyayı da ben yürütüyordum o zaman. Antep'teki kampanyayı da Nizip'in Tatlıcak, Cağat köyünden başlatmıştım. 26 köyü de oraya topladım, traktörlerle, merkeplerle, at sırtında biz seçime kadar iyi iş yaptık. Antep'te çok ciddi bir çalışmamız oldu, 149 bin fark yaptık. Siyasi yasak kalksın diyen oy, diğerinden çok fazla çıktı. Türkiye genelindeki fark 49 Bindir. Yani Antep kaldırmış oldu bir nevi. Nitekim Süleyman Demirel, yıllar sonra bana 'ben siyasi yasakların kalkmasıyla ilgili kampanyayı takip ediyordum, Gaziantep'ten bildiriyorlar, 50 bin öne geçtik, 70 bin geçtik, 100 bin oldu. O zaman 1984'te Doğruyol'un belediye seçiminde Antep merkezde oyu 3800'dü. Sonra il genel meclisinde aldıkları oy 12 bindi. O dönemlerde Doğruyolun Antep'teki yekün oyu 15 bin değildi. Onlar sizin oyunuz değil demiş onlar Celal Doğan'ın oyu demiş.' Yani biz referandumda nasıl çalışılacağını biliriz ve bu konudada kendimizi ispatlamışız. Onun için Gaziantep'te oy Türkiye'de yasağı kaldıran en büyük oydur. 149 bin farkla" diye konuştu.
"Referandumdaki oylar seçim için ölçü değil"
'Referandum sonuçları ne çıkarsa çıksın, siyasi iktidarlar kendi lehlerine değerlendirdikleri zaman yanlışa düşerler' diyen Celal Doğan, "Özal, hayatında en büyük siyasi hatanın, parlamentoda çözülmesi gereken bir meseleyi referanduma sunmuş olması olarak açıkladı. Hata yaptığını kabul etmişti. Keşke parlamentoda bunu çıkartaydık dedi. Ve zannettiki Özal, o yüzde 49 kendi oyları. Hemen erken seçime gitti ve oyları yüzde 24'e düştü. Referandumda çıkacak oy şu olur bu olur o ayrı bir konu, ama kimse o oyları kendi partisine verilmiş oyu gibi düşünmesin. Evet oyu da hayır oyuda fazla çıksa bu seçim için bir ölçü değil" dedi.
"Başkanlık sisteminin taşları döşenmek isteniyor"
Referandumda çıkacak oyların, Türkiye'de gelecekteki rejim için çok önemli olduğunu, bu yasayla Türkiye'nin aslında başkanlık sisteminin taşlarının döşenmek istendiğini iddia eden Celal Doğan şunları söyledi:"Türkiye parlamenter demokratik rejimden vaz mı geçecek, başkanlık sistemine geçecek mi, geçmeyecek mi? Parlamenter demokratik rejim, yarı başkanlık sistemi, başkanlık sistemini getirsinler tartışalım. Lehinde veya aleyhinde herşeyi serbestçe konuşalım ama böyle ayak oyunlarıyla, böyle buralara geçmek doğru değil. Bu başkanlık sisteminin başkan adayı gizli gündemde işler iyi giderse Recep Tayyip Erdoğan'dır. Kötü giderse, Abdullah Gül kalacaktır orada. Nereden çıkarıyorsun diyenlere şunu söyleyeyim. Bu arkadaşlar bir halk oylaması yaptı, Cumhurbaşkanı seçimini 5 yıla indirdiler, Cumhurbaşkanını halk seçsin dediler. Şimdi Başbakan başka şey söylüyor, Bülent Arınç başka şey söylüyor, Mehmet Ali Şahin başka şey söylüyor, Abdullah Gül de diyorki 'kardeşim bana söyleyin benim sürem kaç senedir?' diyor. Türkiye başkanlık sistemine doğru mu yürüyecek, yoksa bu çıkacak hayır oyuyla biz bunu durdurabilecek miyiz? Bu nedenle bu referandum önem arz ediyor. İkincisi 26 madde var halka sunulan, ancak bir cevap isteniyor."
"İki tane çok ciddi diken var"
Anayasa değişiklik paketinde çok ciddi iki tane ciddi diken olduğunu, diğer 24 maddeye zaten kimsenin itirazı olmadığını söyleyen Celal Doğan şöyle konuştu:"
Getirdikleri 26 maddeden 24'üne hiç itiraz edecek bir nokta yok. Bunlar için zaten anaya değişlikliğine de gerek yok. Diyorki memura toplu sözleşme, hakkı verdim diyor. Tamam ama bunu yaparak ne yapıyorsun biliyormusunuz, toplu sözleşme hakkını verip, grev hakkını vermemek, anayasaya sokarsanız ileride anayasayı değiştirmek zor olduğu için memurun grev hakkını elinden alıyorsunuz. İlerideki tuzak bu. İşçilere şunu söylemek gerekiyor, sana toplu sözleşme hakkı veren bu adam bırakın bunu anayasaya koymasın. Bakın ben belediye başkanlığı yaptım. Memurun toplu sözleşme yapmasına hiç mani bir şey yok. Ben yaptım sözleşmeyi, adliyeye gitti, adliye red etti davayı, sonra yargıtaya gitti, sonra Avrupa insan Hakları Mahkemesine gitti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dediki, 'Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı sözleşme geçerlidir' dedi. Bu ellerinde var. Bugün Türkiye'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi herkes için geçerlidir. Ve hükümet uymak zorundadır. İsteyen her kurum, oturup sözleşme yapabilir. Seyahat özgürlüğü diyor, engel olan varmı verin parayı gidip gezin. Pozitif ayrımcılık diyor, kadın hakları konusunda bana şunu söyleyin '8 yıl iktidardayım Türkiye'de çalışan kadın sayısı arttı' deyin. O zaman senin elini öpeyim. Kadını eve kapatıyorsun, felsefen bir defa senin pozitif ayrımcılığa sahip değil. Biz evde kadına çok iyi değer veririz. Dört duvar arasındaki değeri ben bilmem. Hikaye bunlar. Burada iki tane çok ciddi diken var. Birisi Anayasa Mahkemesi, diğeri Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu. Bu dikenlerin etrafını gül yapraklarıyla donatmaya çalışmaktır. Sana bütün siyasi partiler dediki 'gel, bu iki maddeyi koyma, diğerlerinin hepsini geçirelim' dediler. Hayır dediler. Onun için Türkiye'de getirilmek istenen anayasa değişiklikleri ülkeyle ilgili bir şey getirmiyor. Adliyeler yük altında. Ben avukatlım yapmıyorum neden, adaletin geç tecelli edeceğine inandığım için yapmıyorum. Ben çok ciddi para kazanan bir avukattım ama yapmıyorum. Niye çünkü 1 milyon 800 bin dosyanın olduğu bir yargıtayda dava çıkmaz, adalet çıkmaz. Bir hakim günde 400 dosyanın üzerine çıkıyorsa oradan adalet çıkmaz. Peki bu getirilen değişiklikler bunu çözüyor mu? Bunların lafı geçiyor mu, adaletin yükü azalacak, adalet çabuk tecelli edecek, hak aramak daha ucuz olacak, daha çabuk olacak, daha kaliteli bir adliye gelecek, hakim ve savcılar ekonomik olarak daha iyi şartlara kavuşacak bunları diyorlar mı hiç? Bunlar konuşuluyor mu, bunlar yok. Gidiyorsun 10 yıl yatıyorsun 'pardon yanlış olmuş' diyorlar. Gaziantep'te Kepkep'lerin okulu var. O okul 4 sene önce yapıldı. O okulun yapılma vasiyeti bundan 64 yıl önce yazılmıştır. O dava 58 senede bitmiştir. Yani Zihni Kepkep'in babası bir vasiyatname yazmıştır. Vasiyetin infazı davasının hayata geçirilmesi 58 sene sonra olmuştur. Bunu mu düzeltecek getirilen değişiklik? Bu değişikliklerle ne olacak, kim iktidardaysa adliyeye telefon açacak işini halledecek. Hak aramayı siyasi partinin iktidardaki il başkanının, ilçe başkanlarının kapısında arayacaksınız. Çocuğunun hakim, savcı olmasını veya tayininin çıkmasını iktidar partilerinin il binalarında arayacaksınız. Hakimlerin özlük hakları adalet bakanının eline gidiyor. Daha kötüsü hakimler ve savcılarla ilgili vatandaşla ilgili bütün müfettiş raporları oluru ve olmayacağına adalet bakanı izin veriyor. Eskiden o raporu reddettiği zaman ben dava açabiliyordum şimdi o raporada dava açamıyorum.
Avrupa'nın bütün raporlarında adalet bakanı ve müsteşarı çıkartın diyor. Bazı üyeleri parlamento seçebilir diyor, doğru, ama hangi parlamento bu? Genel başkanının iki dudağı arasında mı seçiliyor? Orada parti içi demokrasi var, parti için hukuk var, adamlar öyle geliyor. Adam kendi bakanına kapının önüne atarım diyor, iti kapının önüne atarlar. Bu getirilen değişiklikler 82 Anayasasından daha geridedir."
"Arkadaşlar dünya benle başlıyor sanıyor"
Celal Doğan, 4 aydan bu yana Türkiye'nin gerçek gündemle meşgul olmayı bıraktığını, Türkiye'de her gün insanlar ölürken, şehitler gelirken, işsizlik, yolsuzluk artarken, gerçekten incir çekirdeğini doldurmayan, ama ilerisi içinde çok ciddi tehlike doğuracak bir süreci yaşadığımızı belirtti. Türkiye'nin anayasa konusunda deneyimli bir ülke olduğunu, sık sık anayasa yapan bir millet olduğumuzu belirten Doğan, "Türkiye referandumları yaşamış bir ülke. Türkiye referanduma pek yabancı bir ülke değil. Türkiye 61 anayasasında da referandum yaşadı, 1982 anayasasında da, 1987'de siyasi yasakların kalkıp kalkmamasında da referandum yaşadı. Türkiye kısa bir süre önce Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle ilgili referandum yaşarken şimdi de 26 maddelik bir anayasa değişikliği ile referanduma gidiyoruz.
Amerika anayasası 200 yıldan beri değişmemiştir. Ama Kenan Evren Anayasası 11 sene yaşadı. 26 defa değişti, 87 maddesi değişti. Arkadaşlar dünya benle başlıyor sanıyor" dedi.
"Evet çıkarsa bazılarının freni patlayacak"
'Türkiye bu anayasaya evet oyu dediği zaman biraz daha bazı adamların freni patlayacaktır' diyen Doğan, "Biraz daha gaza basacaklardır, biraz daha rahat gezeceklerdir. Bugün fişlenme kalkıyor diyorlar, şu anda dinlenmediğimizi kim söylüyor bize. Özel hayatımız, özel yaşantımız kalmadı. Korku cumhuriyetinde yaşıyoruz. Bir Başbakan diyebilir mi, tarafsız olanlar bertaraf olacaktır diye. Bu bir tehdittir yani. Evet demek de hayır demekte oyunu kullanmamak da bir haktır. Anayasanın 15. nci maddesi açık. Hiç kimse siyasi kanaatini açıklamak zorunda değildir diyor.
Korku cumhuriyeti olmaz, bir başbakan bizden olanlar olmayanlar diyemez.
Ama şunu söyleyeyim dün Gaziantep için de söylüyorum dün Kenan Evren Anayasasını 1982'de avuçları patlarcasına alkışlayan işadamları, Kenan Evran'e görüneyim diye takla atan adamlar, o günün anayasası için selam duranlar, şimdi Tayyip Bey bu anayasaya sövüyor diye, Kenan Evren'e sövüyor diye bunlarda sövüyorsa, ya dün riyakarlık yapıyorlardı, ya bugün riyakarlık yapıyorlar. Ama anlaşılan gerçek riyakarlar. Hep riyakarlar. Hiç mi insanın kıblesi olmaz" dedi.
"Dün yokmuydunuz siz?"
'12 Eylül'de bizim üzerimizden tanklar geçti, bizim arkadaşlarımızın hepsinin kemikleri kırıldı, bizim arkadaşlarımızdan çoğu sakat kaldı, işkencelerden geçti, sürgünlere gitti, işkencelerden ölenler oldu. O gün 12 Eylül 12 mart hiç akla geldi miydi?' O gün bize bu yapılanlara alkış tutanlar bugün 12 Eylül'e karşı olmak prim yapıyor diye, bizim yasımızı tutmaya kalkıyorlar. Bizim cenazemizde ağlamayın kardeşim biz ağladık da gülerizde. Dün yokmuydunuz siz? Dün biz faşizme karşı iken siz nerdeydiniz, bugün demokrat kesiliyorsunuz? Ne kadar samiyetsizlik bu ya. Bugün Mustafa Penlivanoğlu, Deniz Geçmiş için ağlayanlar o gün onların asılmasına zılgıt çalıyorlardı. Niye bugün ağlıyorlar, prim yapıyor diye mi? Adamın birisi Yahudi'yi hergün tokatlıyormuş.
Yahudi, 'Yeter yahu, beni niye tokatlıyorsun demiş'. Adam da, 'Siz İsa'ya çok işkence ettiniz' demiş. Yahudi, 'O 2 bin sene önceydi' demiş. Adam da ben şimdi öğrendim demiş. Şimdi mi öğrendi Tayyip Bey 12 Eylül'ü? Samimi olmak lazım" diye konuştu.
Niçin hayır?
Şu anda hiçbir partinin üyesi olmadığını, hiçbir siyasi parti ile temasının bulunmadığını belirten Celal Doğan referandumda niçin hayır oyu kullanacağının altını çizerek konuşmasını şöyle sürdürdü:"Bu şehirde hizmeti olan emeği olan biri olarak, anayasal görevimi yapmak için geldim. Bu nedenle Gaziantep'te vatandaşların geleceğini düşünmeleri için hayır demelerinde fayda görüyorum. Sayın Başbakan Gaziantep'te konuşuyordu mitingde 'nerden nereye' diyordu. Baktım Antep nerden nereye gelmiş. Şırnak'tan sonra ilk sırada Gaziantep var eğitimde. Çok paranız olabilir, tarihe çok zengin olarak geçebilirsiniz ama kentinizi Türkiye'nin çok gerisinde bırakmış insan olarak kalırsanız tarih sizi affetmez. Rejim tehlikesi açısından söylüyorum, Türkiyenin tek adam dönemine, Türkiye'nin dayatmacı bir anlayışa yönelmemesi için döşenen taşları kırması açısından hayır demek gerekiyor. Kendi oyum hayır. Bunu hiçbir siyasi parti adına söylemiyorum, kendi adıma söylüyorum. Onun için hayır çıkarsa Gaziantep için hayırlı olacağına inanıyorum. Fethullah hoca ölülerde kalkıp oy versin demiş, ben diriler bize oy versin, ölüler Fethullah hocaya oy versin diyorum."
"Mebus olmak gibi bir meselem yok"
CHP'ye geçip geçmeyeceği konusunda görüşlerini sorduğumuz Celal Doğan, şu anda referandum sürecini geçirmek istediğini belirterek, "Ben 33 yaşında mebus oldum. Ben bunları aşmış bir adamım. Türkiye'nin gidişatı konusundaki yanlışlıklara bir santim nasıl mani olurum diye Gaziantep'teyim. Mebus olmak gibi bir meselem yok" dedi.
'CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu nasıl görüyorsunuz? Bu rüzgar CHP'yi iktidara taşır mı? diye sorduğumuz Doğan, "Ben Baykal'ın anlayışının partiyi büyütmeyeceğini söyledim. Ben bunu 10 sene önce söyledim, benim 10 sene önce söylediğimi şimdi söylüyorlar. Benim kabahatim 10 sene önce söylemiş olmam. Baykal gitmesiyle, hapishane kapısı açıldı. Baykal gitti, kapı bir anda boşaldı. Herkes özgürlüğe kavuştu. Kılıçdaroğlu, son haftalarda referandum Kürt meselesi, Alevi meselesi, Türkiye'nin dış politikası, inançlar konusunu, bizim 10 sene önce söylediğimiz gibi telaffuz etmeye başladı. Bunların lafta kalmaması gerekiyor. Bunların hayata geçirilmesi gerekiyor. Bir siyasetçinin sinirlenmemesi çok güzel birşey, Kılıçdaroğlu sinirleri alınmış bir adam. Dürüst bir insan. 'Zengin değilim ve zenginleşmeyeceğim' diyor. Ama bu ülke zengini mi sevecek, hırsızı mı sevecek göreceğiz. Kılıçdaroğlu çalışkan bir adam. Ak Parti'nin de en büyük şansı Tayyip Bey'in çalışkanlığıdır. Benim CHP Antep teşkilatıyla hiçbir meselem yok. CHP'ye gelirim gelmem o işler sonra. Daha önemli meseleler var" şeklinde konuştu.